9.04.2011

basit aslıda..

O kadar da derin olmadığının farkındayım. Küçük oyunlarla beslenen ruhsuz, anlamsız, zavallı öykülerimiz var. Koskocaman, arsız isteklerimiz doyumsuz maneviyatlarımız, isyana hazır yetersiz fikirlerimiz.. Herkesin kendini önemsiz ve ısrarla farklı hissettiği olağan topluluklarız.

Öylesine yürüdüğümüz sokaklar var. Öylesine benimsediğimiz yaşamlar.. Bazen hırslar, aşklar, dostluklar ama genelde hep mutsuzluklarımız var. Belki de en büyük ortak noktamız değil mi? Bazıları biraz, bazılarımız çok ama evet bu yönümüz sık sık ortak.. Ama bu kadar boş ve anlamsızken bile yine de en çok sevilen sensin yaşamak..

1 yorum:

şahin dedi ki...

aslında fark tam olarak bu kaygısız tekdüzeliğin kaynağında, aklıma bol rekreasyonlu ve çok yıldızlı bi otel ile pek kimsenin uğramadığı dere kenarında bi köy kıyaslaması geliyor. birinde kimyasallarla arındırılmış havuzdan çıkar çıkmaz yumuşacık havlularla kurulanması gereken tedirgin çocuklar varken diğerinde yağmur yağarken kayanın üzerinden çamurlu suya çıplak atlayan çocuklar.